Mutlu Yıllar

“Senenin diğer günlerinden ne farkı var sanki? Doğa onu herhangi bir şekilde ayırmış mı? Ömrümüzden bir sene geçtiğini göstermesi bile o kadar önemli değil çünkü ömrümüzü senelere ayırmak da insanların uydurması… İnsan ömrü doğumdan ölüme kadar uzanan bir tek yoldan ibarettir ve bunun üzerinde yapılan her türlü ayrım sunidir…” diyor.

Sabahattin Ali Kürk Mantolu Madonya kitabında.

Bizler, Doğumdan ölüme giden bu yolda, doğayı, doğadaki her canlıyı sevip, elimizde olanı bölüşebiliyorsak, zorda, darda kalana yardım elimizi uzatıp o duygunun verdiği hazzı yaşayabiliyorsak ne mutlu.

Kimsenin hakkını yemeden kimsenin hukukunu ihlal etmeden, çalmadan, çırpmadan, kendimiz gibi düşünmeyenleri dışlamadan hoşgörü içerisinde yaşanabilir bir dünya yaratmanın gayreti ve çabası içinde olabiliyorsak,

Her söylenen yalanı gerçek kabul etmeyip, akli sorgulamadan geçirip sahtakâr dolandırıcı hırsız namussuzları ilah gibi görmeyip, yaptıkları üçkağıtçılıkların farkına varabiliyorsak ne mutlu.

Bilimin aydınlattığı ışıkla ruhumuzun, düşüncelerimizin ve Dünyamızın apaydınlık içerisinde olabileceği sağlık ve huzur mutluluk dolu bir yıl temennisiyle…

Ağlayan Kaz…

Bugün farklı bir yazı yazmak geldi içimden,

Bir hayvana duyulan cömert ve içten sevgide öyle bir şey vardır ki, insanoğlunun kıymetsiz dostluğundan ve pamuk ipliğine bağlı sadakatinden darbe almaya alışmış olanı çok derinden etkiler, diyor.
Sfenks kitabında Edgar Allan Poe

siz kıymetli okurlara biraz yazıdaki konusu geçen kişiyi anlatacağım. O bir cömert insandı bir lokma ekmeğini bin kişi ile yemeği isterdi.

Çalıştığım kurumda (İstanbul-Küçükçekmece Belediyesi) işçi olarak işe başlayıp kısa sürede kendini sevdirerek ekipbaşı konumuna gelmiş idi. Bir gün İstanbul’da bir börekçide kahvaltı yaparken Ahmet buyur beraber kahvaltı edelim dediğimde vaktim yok abi arkadaşlar bekler müsadenle deyip, tezgahtar arkadaşa bana iki tepsi kürt böreği paket yap, dedidiğinde doğrusu şaşırmıştım. “Ne yapıyorsun Ahmet?” Bu kadar nevaleyi diye sorunca arkadaşlara bugün kahvaltı benden kimse bir şey almasın dedim diye belirtti.

Velhasıl uzun yıllar çalıştıktan sonra emekli olduğu köyümüze yerleşmişti,

Mahallerimiz arasında yürüme mesafesi 30 dakika kadar vardı. Oradaki komşuları ve akrabaları anlatıyor, Misafiri sever, köye yolu düşen hemen,hemen herkesi yedirip içirmeden göndermezdi. Yemeğe oturmadan Amcalarını, komşularını çağırır, onlarla beraber olmaktan haz aldığını ifade ederdi.

Kış geldimi köylerden Büyükşehirlere insanların gitmesi Kasım-Nisan ayları arasında geride kalan kedi,köpek gibi sahipsiz sokak hayvanlarına bakardı. Abartısız söylüyorum kapısının önünde en az on kedi beş altı köpek olurdu. İlçe merkezinde ki, ekmek fırınlarından  bir iki gün önceden kalan ekmekleri getirtir onlara yemek yapıp verirdi.

Günlerden 22 Haziran 2022 tarihinde ansızın geçirdiği bir kalp krizi sonucu aramızdan ayrıldı.

Vefat ettiğini sosyal medyadan, öğrenen, duyan, yakın ilçe ve köylerde kendisi ile hukuku bulunan Esnaflık döneminden olsun (Bir dönem İstanbul’da Market Çalıştırmıştı.) Çalıştığı kurumdan mesai arkadaşları son yolculuğunda onu uğurlamaya geldiler, yüzlerce seveni.

Ben şahıs olarak cenazeler yıkanırken pek bakmam, sağlığında ki, iyi hali ile hafıza belleğimde anısı kalsın diye düşünürüm.

Naaşını evinden çıkarmadan evin önündeki yıkama yerinde bir kaz sürekli kaynayan su kazanı ile evin merdiveni arasında gidip geliyor

Bağırarak kanatlarını çırpıyor gagasını gökyüzüne kaldırıp başını toprağa vuruyordu. Durumu fark eden 20 km uzaklıktaki köyden gelen Münir Özer adında bir abimiz Nurettin bey Kaz Ağlıyor dikkatini çekerim! diye söylendi. İçimden o anı kayda almak geçti fakat cenaze yerinde telefonla kayıt yapmanın uygun olmayacağını düşünerek bu düşüncemden vazgeçtim.

Üstteki resimde gördüğüz kaz işte o ağlayan kaz. Şimdi nerededir kim bakar? Onunla ilgili bir veriyede sahip değilim. Hayvan sevmenin o sevginin size katbe kat fazlasıyla geri dönüşünü ancak bir can dostu olan anlar.

Ruhun şad olsun güzel insan.

Âşık Mahzuni Şerif üstat bir  Eserinde şöyle diyor,

Der Mahzuni gardaş yaran
Hak deyip de Hakk’a varan
Dünyada dost evi kuran
Ahrette içine geçer

Gençliğim

GENÇLİĞİM

Dönüpte bakınca şöyle geriye
Bir Rüzgar misali gitti gençliğim
Ah-u figan ederim geçen ömrüme
Sanki duman oldu tüttü gençliğim

Yaşadı bu gönül nice depremler
Ne sevinçler gördüm nice elemler
Anlatsam ahvalim beni kim dinler
Bir çıkmaz sokakta yitti gençliğim

Gören gözlerimin feri çekildi
Seviyorum diyenler geri çekildi
Ağardı saçlarım teli döküldü
Hayat ırmağında aktı gençliğim

Polat Çamlıbel’im bitiyor ömür
Sanki kar misali eriyor gün gün
Yalan olup gitti yaşanılan dün
Hazan yeli esti bitti gençliğim

28 Kasım 2023

Yaşasın Cumhuriyet

Gazi dedemden öğrendim erdemi fazileti
Yaşamıştı yıllarca yokluğu esareti
Savaşmıştı cephede eksilmemişti kudreti
Etmemişti kimseye ne bühtan ne de minnet
Geldi yüz yaşına yaşasın cumhuriyet

Kulluktan bireyliğe özgür yaptı milleti
Küllerinden doğurdu çökmüş olan devleti
Kaldırdı üzerinden ulusun üstünde ki zilleti
Milli Meclis kuruldu Milletin oldu hâkimiyet
Asırlar geçse yine yaşasın Cumhuriyet

İşgal etmişti düşman sarmış idi dört yanı
Nice yiğitler gitti verdi vatana canı
Ey Türk oğlu Türk, gel ejdadını tanı
Eğitimde bilimde özgür oldu her bir ferd
Asırlar geçse yine Yaşasın Cumhuriyet

Kadın Erkek bir safta erişti aydınlığa
Güven ile baktık hep gelecek yarına
Götürmek iste de yobazlar karanlığa
Laikliği yaşadı, vazgeçmez artık Millet
Asırlar geçse yine Yaşasın Cumhuriyet

Kemal Atatürk ile özgür oldu yurdumuz
Izindeyiz daima vazgeçmez bir ferdimiz
Bekçisiz devrimlerinin ölene dek yine biz
Cumhuriyet olmazsa yaşanır her felaķet
Bin yıllar geçse bile yaşasın Cumhuriyet

Polat Çamlıbel daim Atatürk’ün neferi
Sana eserlerine düşman nice serseri
Götüremez geriye feriştahı Ülkeyi
Atam demişti bize ya ölüm ya Hürriyet
Bin yıllar geçse yine Yaşasın Cumhuriyet

27 Ekim 2023

Gurbet Acısı

Karşımda mah cemalini
Gördüm yine yavrum yavrum
Gezdiğim her yerde seni
Buldum yine yavrum yavrum

Ne zormuş gurbet acısı
İçimde hasret sancısı

Karlı dağlar var arada
Seni bulayım nerde
Gönül kaldı bin yarada
öldüm yine yavrum yavrum

Ne zormuş gurbet acısı
İçimde hasret sancısı

Bir gün oluyor yıl gibi
Göz yaşım oldu sel gibi
Daldan düşmüş bir gül gibi
Soldum yine yavrum yavrum

Ne zormuş gurbet acısı
İçimde hasret sancısı

Oğlum Salih’e atfen yazılmıştır.

Kasım 1984
Manisa Kırkağaç 6.Jandarma Alayı

Ömrümün Eylül’ündeyim

Ömrümün Eylül’ündeyim
Gecikmeden gel sevgili
Gençliğin son demindeyim
Hele gelde gör sevgili

Gel gör bende ki, şu hali
Bakıpta güler ahali
Yokluğundan oldum deli
Psikiyatrist ‘im ol sevgili

Mekânındır gönül hanem
Kal orada daim eğlen
Polat Çamlıbel’e yaren
Candan sırdaş ol sevgili

N.Polat Çamlıbel

Duygularımız ve Şarkılarımız…

Gece kiprikli kadın
Aşkıma siyah bakma
Beni yakanlar yakmış
Bir alevde sen yakma

Beyaz papatyalar tak
At o siyah gülleri
Sensiz nefes alamam
Beni bana bırakma

Diyor Sanat Güneşimiz Zeki Müren

Ne güzeldir türk sanat musikisi
İcten samimi hissedişlerimizi dile gelişidir notalarda mısralarda…

Faruk Nafız Çamlıbel bir eserinde kıskandığı sevdiğine,şöyle seslenmiş;

Sakın bir söz söyleme…
Yüzüme bakma sakın!
Sesini duyan olur,sana göz koyan olur.
Düşmanımdır seni kim bulursa cana yakın,
Anan bile okşarsa benim bağrım kan olur…

Dilerim Tanrı’dan ki,sana açık kucaklar
Bir daha kapanmadan kara toprakla dolsun,
Kan tükürsün adını candan anan dudaklar,
Sana benim gözümle bakan gözler kör olsun!

Elbette ki, aşktan sevdadan söz edince Üstat Ümit Yaşar Oğuzcan
Bir başkadır duyguları dile getirilişi alır insanı götürür gönül dünyasına

SENİNLE ÖLMEK İSTİYORUM

Dağ başında bir avcı kulübesi
Yerler diz boyu kar
Ocakta ateş
Dışarda rüzgar
Hadi gel
Önce sevişmeliyiz uzun uzun
Yerdeki ayı postunun üzerine uzanmalıyız
Bütün vücudunu santimetrekarelere ayırıp
Birer birer öpmeliyim
Ve sonra sımsıkı sarılmalıyım sana
Böylece ölmeliyiz
Aradan yıllar geçip
Bizi buldukları zaman
Etlerimiz çürümüş olsa da
Kemiklerimiz ayrılmamalı birbirinden
Hadi gel
Nefes almak hüner değil
Seninle ölmek istiyorum.

Ümit Yaşar OĞUZCAN

Dağlar

Mevlanın hikmeti gönlümün yari
Uzanmış baş başa sıralı dağlar
Kesilmiş kanadı kırılmış kolu
Sizde benim gibi yaralı dağlar

Sizin halinizden gaddar anlamaz
Kırarda dalını koparır yobaz
İnsanlar olunca sana düzenbaz
Yanar özüm gibi çıralı dağlar

Polat Çamlıbel’im doğa yavrusu
Bundan gelir bu ismimim öyküsü
İntizarın bitmez bilirim sizi
Ondan ciğerlerin pareli dağlar

N.Polat Çamlıbel

×