Şair, Şiir, Okur ve Okumak Üzerine…

Şiire sarıl,
Şiir birleştirdi bizi…

Feryad-ı naz

Sevgili okurlar, şiir tadında yazınsal bir söyleşiye ne dersiniz? Her şeyden önce, şiir hakkında neler düşünüyorum onu paylaşmak isterim. Hadi, şimdi başlıyoruz; lütfen peşime takılın efendim… Edebi bir yoldan şiire yolculuk yapacağız.

O halde nedir şiir?
Şiir; mavi bir sonsuzlukta gökyüzüne bakakalmak gibi…
Hani o bakakalışta bir an; gökyüzünü kucaklamışsın gibi mesela…
Devrimin gibi özgürmüşsün gibi öylece, olabildiğince… diyebilirim. Hemencecik sizlere…

Bununla birlikte; şiirde bir matematik vardır.

Bu matematikte, yazılmış bir şiirin ilk sahibi (gerçek sahibi ihtiyaç atfeden her okurdur) olan yazarı, yani şairi (şahsi fikrim; şiir yazan kimse kendisine şair sıfatını vermemelidir, bu sıfat ona, okurları tarafından zaten verilecektir ya da verilmeden silinip gidecektir tarihin sarı sayfalarından, nice kötü şairler gibi… Bazen şiirleri, hiç okunmayacaktır bile… Yeri gelmişken, gerçekten okunmaya değmeyen adına ‘şiir’ denilerek güzelleştirilmeye çalışılmış, tipik mısralardan terkip yazımlar da türemiştir günümüzde…)

İşte tam da burada, okurun ne derecede iyi, ehil ve aydın okur olduğunun önemi ortaya çıkar. İyi bir okur, neyi okuduğunu bilmelidir.

Şiirde yapılan edebi sanatlar, şiirde ki ritim ile mana bütünlüğü ve ses ahengi hakkında asgari bilgiye sahip olunması da okurun şiire vermiş olduğu kıymetin artmasına ve okuduğu şiirden çok daha fazla haz almasını sağlayacaktır.

Dünyadaki ve yurdumuzdaki şiir akımlarını ve bu akımların önderlerini, bir nevi kahramanlarını bilmemek hem şiirin yazarı hem de okuyanı açısından, yapılabilecek en büyük gaflardan olacaktır ki, kanımca da şiir sevgisini azaltan büyük bir noksanlıktır.

Maalesef, yurdumuzda şiir ve şiir kitapları yeterince okunmamaktadir.

Bu nedenle, yayınevleri okuyucunun dikkatini ve ilgisini çekebilmek amacıyla;”belirlenmiş kalıpta, çok kalın olmayan hatta ince denebilecek kalınlıkta şiir kitaplarının” yayımlanması yoluna gitmektedir.

Şiir kitapları, okuyucunun her zaman elinin altindaki başucu kitabı olmalı ve bu bağlamda hak ettiği bu özel yeri alabilmelidır.

Çünkü, “şiir sığınamızdır”..

İyi şiir nasıl olmalı?
Sade, yalın bir üslupla yazılmış lirik, akıcı okurunu kendisine kilitleyen şekilde; şairine ‘özgün’ olmalıdır.

Bu açıdan, “şiiri şairinin imzasıdır. ”Hisleri de tamı tamına bir bütünlük bahşetmelidir. Şiirde söz sanatlarına yer verilmeli, mısralardan terkip dizeler arasında; dolayısıyla şiirin tamamında bütünlük, her okunuşunda kulağımıza iyi gelen ritim ve ahenk içinde olmalıdır.

Uzun şiirlerden bir kısım okur sıkılabilir. Bu nedenle, çok elzem olmamakla birlikte şiirin uzun ve kısalığı, hislerin şiire aktarıldığı ölçüde ve şairince iyi etüt edilmelidir.

İmgesiz şiir, yavan bir helvaya benzer tadı-lezzeti olmaz. Bunun aksine imgelerle bezenen şiir kaymaklı kadayıf gibidir; tadına doyum olunmaz…

Yer yer şiirlerde destansı hikayelerden, efsanelerden, atasözü, özdeyişlerden, toplumsal yara ve olaylardan vb bahsederek işlenen temayı zenginleştirmek ve edebiyat alanında toplumsal bir hafıza oluşturmak adına, ayrı bir önem arz eder.

Şiir nasıl okunmalıdır?
Başlangıç olarak; kafalardaki “ben şiir sevmiyorum, ben daha çok roman okumayı seviyorum” gibi komik bir saplantıya girilmemelidir.

Şiir anında okurun damarlarına, kalbine, zihnine ve hatta vücudun her hücresine nakşedilebilendir. Şiir okumaktan imtina etmek ise; iyi bir okur için en kötü senaryo olmalıdır.

Bir şiirin tamamı okunmalıdır. Daha iyi anlaşılması ve kavranması için bu böyledir.

Günümüzde sosyal platformlarda, mecralarda şiirler maalesef mısra mısra, dize dize, parça parça paylaşılmaktadır. Bir sözcüğe şiir adı verilseydi belki de, kelime kelime hatta harf olacak şekilde paylaşımlar olabilecekti.

İzah eylediğimiz bu husus, ülkemizde edebiyatımızın ve edebiyatımız içerisinde de şiirimizin geldiği noktayı, acı bir şekilde açıklamaktadır.

Halk arasında bir deyim vardır ya “Edebiyat parçalama” diye işte bu mecaz söylem günümüzde gerçekleştirilmiş olmalı ki, şiirimiz parçalanmış durumda üzücü bir şekilde…

Özeleştiri yaptığımızda; buna benzer özünde küçük olduğunu zannettiğimiz aslında belki de oldukça büyük yanlışlar içerisinde maalesef yer alabiliyoruz.

Paradoks haline getirildiğinde;
“şiire olan dikkat ve ilgiyi, bir başka deyişle şiir okuma alışkanlığını kolaylaştırarak artırmak gayesi ile bu yöndeki parça parça şiir paylaşımlarına tevessül edilmektedir” düşüncesi de ağırlık kazanmaktadır.

Bu konuda ki son söz, zaman içerisinde bilinçlenen edebiyat/şiir severlerin olacaktır.

Edebiyat ve sanatta dolayısıyla şiirde de en çok tartışılan en önemli hususlardan olanı da “emek hırsızlığıdır.”

Yani, şiirin altına kendi ismini yazıp orda burada “ben şiir yazıyorum ha!” diyebilmek için “ahlaksız bir eylem içerisinde yer almak”…

Bir başka boyutu da yazdığı şiirin altına ünlü şairlerimizin ismini yazarak ortada kocaman bir edebiyat kirliliği oluşturmak ki bu tamamen toplumun edebiyat, sanat hafızasına bilinçli yapılmış saldırıdır.

Her iki durumda da bu türden şiirlerin okunmaması, prim verilmemesi ve hukuki süreçlerin işletilmesi edebiyatımız için elzem bir hassasiyet içermektedir.

Şiir okurken şairini biyografisine hakim olmak; şiir içine girebilmeye, anlaşırlığını artırmaya etkendir.

Şairler, şiirlerini kurgu üzerine yazdıkları gibi hayatlarında var olan, iz bırakan kişi veyahut olaylara hitaben yazabilmektedir.

Bu saptama ışığında şairimiz Orhan Veli Kanık; ”Ben Orhan Veli” şiirinde şöyle der:
“Bir de sevgilim vardır pek muteber;
İsmini söyleyemem
Edebiyat tarihçisi bulsun”..

Şiiri seslendirirken özellikle, seslendirilen şiirdeki vurgulara, durakmalara nefes alıp verme hususuna, telaffuz ve diksiyonumuzla özen göstererek şiirin mana ve hissiyatına zarar vermemeye seslendirmeyle artı değer katmaya dikkat edilmelidir.

Şairimiz Özdemir Asaf’ın da değindiği gibi:
“Bir şiiri anlamasan da olur.
Ama onu kötü okuma ne olur.”

Son olarak; “şiir, sen, ben, siz, biz hepimiziz!” Feryad-ı naz mısrasıyla ifade edildiğinde;

“Şair, şiarıdır yaşamın”..

Şiirle, şiirlerle kalınız. Şiir gibi yaşayabileceğiniz bir yaşantınız olsun. Sevgilerimle efendim.

 

 

×