Küçük Filozof Filo

Bir zamanlar sulak alanları bol olan, çeşit çeşit ağaçlar ve meyvelerle dolu bir ormanda dostluk içinde birçok hayvan ailesi yaşarmış. Bu ormanda yaşayan hayvan ailelerinden biri de fil ailesiymiş. Bu fil ailesinin en küçük üyesi hem zeki hem de çok sevimli olan Filozof adında yavru bir filmiş.

Sevimli Filozof’a, ormandaki diğer yavrular “Filo!” ismi ile seslenirmiş.

Filo’nun kocaman kulakları o kadar güçlü bir yapıya sahipmiş ki ormandaki kuşların, böceklerin, çitaların, aslanların, zürafaların ve başka birçok hayvanın sesini birbirinden ayırt edebilirmiş. Kuşları ötüşünden tanırmış. Duyduğu bir kuş sesinin yırtıcı bir kuşa mı yoksa bir baykuşa mı minik bir serçeye mi ait olduğunu hemen anlarmış.

Filo’nun ışıl ışıl parlayan, etrafına sevimli sevimli bakan güzel gözleri ise ağaçtan düşen yaprağı bile meraklı meraklı takip edermiş. Filo, ormandaki her durumun, her olayın bütün detaylarını araştırır, incelermiş. Aklına takılan bütün soruları ilk önce iyice düşünür bir cevap bulmaya çalışırmış. Eğer merak ettiği şeye bir cevap bulamazsa hemen büyüklerine sorarmış. Merak ettiği ne varsa öğrenmeden asla yemek yiyemez, uyku uyuyamaz, rahat edemezmiş.

İşte, böyle çok meraklıymış bizim küçük Filozof Filomuz. Bazen ormandaki diğer yavrularla oyun oynarken Filo’nun aklına bir soru takılırmış. O soru, bir türlü Filo’yu rahat bırakmazmış. Bırakmazmış ki Filo, arkadaşlarıyla oyununa devam edebilsin, oyununu eğlenerek oynayabilsin. Meraklı Filo aklındaki sorunun peşine takılıp oyunu her defasında yarım bırakıp oyun alanından koşarak uzaklaşırmış. Arkadaşları ise oyunlarını bu şekilde bozulduğu için Filo’ya içten içe kırılırlarmış, küserlermiş. Hatta bir gün Filo’nun arkadaşları toplanıp kendi aralarında bu soruna bir çare aramışlar. Düşünüp taşınıp bir karara varmışlar. Bu kararlarını da Filo’ya anlatmak niyetinde imişler. Bir gün yine Filo oyun alanına onlarla oyun oynamaya geldiğinde oyun başlamadan önce Filo ile bir anlaşma yapmak istemişler. İçlerinden birisi Filo’ya demiş ki;

-Filo! Artık biz senin oyunu yarım bırakıp gitmelerinden bıktık. Bu yüzden eğer bizimle oyun oynayacaksan bir konuda seninle anlaşmamız gerekiyor. Bundan sonra bizimle birlikte oyun oynayabilmen için bir şartımız var. Bu şartımız; aklına bir soru takıldığında oyunu terk etmeden önce o soruyu bize sorman. Eğer hep birlikte aklındaki sorulara bir cevap bulamazsak oyunu bırakıp gitmene izin vereceğiz. Bizimle oynamak istiyorsan bu anlaşmaya tamam demek zorundasın. Tamam mı? Ne dersin?

Filo arkadaşlarıyla oyun oynamayı çok sevdiği için hiç düşünmeden;

-Tamam.

Demiş. Ormandaki yavrular hep birlikte eğlenerek oyunlarını oynarken bir yandan da Filozof Filo’nun sorularına yanıtlar arıyorlarmış. Ama Filo’nun sorularının ardı arkası kesilmiyormuş. Bir süre sonra oyunun tadı kaçmış, Filo’nun soruları arkadaşlarını bıktırmaya başlamış. Filo’nun arkadaşları onun sorularından sıkılmışlar ve artık dayanamamışlar birlikte yaptıkları anlaşmayı ilk önce kendileri bozmuş. Hepsi bir ağızdan Filo’ya “Meraklı! meraklı!” diye söylenmişler, Filo ile dalga geçmişler.

Filo olanlara üzülse de arkadaşlarına hak vermiş. Onlardan özür dilemiş ama bu anlaşmanın oyunlarının bozulmaması için hiçbir işe yaramadığı da ortadaymış.

Zaten, bir tek Filo’nun ailesi hiç bıkmadan, usanmadan Filo’nun merak ettiği her soruyu yanıtlarmış. Onun araştırmacı ve her şeyi öğrenmeye meraklı yanını her zaman bir tek onlar desteklermiş.

Ormanda her şey yine eskisi gibi devam ediyormuş. Bir gece Filo ailesiyle birlikte, göl kenarındaki ağaçlıkta mışıl mışıl uyurken bir çıtırtı sesiyle uykusundan uyanmış. Fil ailesinden Filo dışında herkes halâ tatlı, derin uykusundaymış. Filo, tekrar gözlerini kapatıp uyusa mı, yoksa onu uykusundan uyandıran bu çıtırtı sesi neyin nesi, nereden geldi araştırsa mı, kendi kendine bir süre düşünmüş. Sonra tabii ki meraklı yanına engel olamamış. Hemen yerinden kalkıp ormanın içlerine doğru yürümüş. Etraf çok karanlıkmış. Filo, karanlık ormanın içlerine doğru ilerledikçe gizemli bir maceranın da onu içine çektiğini hissediyormuş. Bacakları, bilmediği bu maceradan korkup titrese de adımları ileri gitmekten vazgeçmiyormuş. Böyle biraz daha ilerledikten sonra ağaçlıkların arasına serpilmiş yıldızlar gibi parlayan, çıtır çıtır sesler çıkaran bir şeyler fark etmiş. Ağaçların arasında oluşan bu şeyin ne olduğunu anlayamamış. Hayatında ilk defa karşılaştığı bu; gözünü acıtan, sıcak ve korkunç şeyden geriye doğru kaçmaya başlamış. Ve nefes nefese ailesinin yanına gelmiş. Filo çok korktuğu için heyecanlı ve ürkek bir sesle;

– Anneciğim! Babacığım! Kardeşlerim! Uyanın.. Çabuk uyanın!

Diye, seslenerek onları tatlı uykularından uyandırmış. Ailesi şaşkınlıkla ona bakarken Filo, onlara yeniden seslenmiş;

-Merak ettiğim bir şey var ve bu çok önemli!

Annesi;

-Filo bizi uykumuzdan uyandıracak kadar önemli olan şey de nedir? Haydi! Seni dinliyoruz, söyle!

Filo;

-Sizce şuanda ormanda çıtırtılı sesler çıkaran, yıldızlar gibi parlak ışıklar saçan, gözlerimi acıtan, o sıcak şeyler ne olabilir?

Annesi;

-O, bir ateş olabilir!

Filo’nun annesi bu yanıtından sonra farkına varmış olacak ki, endişeyle ve korkuyla;

-Eyvah! Bu bir yangın olabilir, Filo! diye haykırmış.

Fil ailesi bir yandan ormanın yakınındaki gölden hortumlarına aldıkları suyla yangını söndürmeye koşuyor bir yandan diğer hayvanları yardıma çağırıyorlarmış. Neyse ki yangın bütün orman halkı tarafından kısa bir süre içerisinde büyük zararlar açmadan söndürülmüş. Küçük, sevimli ve meraklı Filo’nun sayesinde bütün orman halkı büyük bir faciadan kurtulmuş.

Ormandaki bütün hayvanlar ve yavruları Filo’nun meraklı yanı sayesinde yanmaktan kurtuldukları için Filo’ya teşekkür etmişler.

Filo ise kendi kendine;

“Merak ile peşine düştüğüm bu olay meğer bir macera değil bir faciaymış.” diye düşünmüş.

Çocuklar! Keşfetmek ve öğrenmek için merak etmeye ihtiyacınız var. Lütfen merak edin.

 

Yazar: Zübeyde Asya

 

 

 

×